istanbul sex shop casino siteleri istanbul evden eve nakliyat istanbul eşya depolama baker depolama
Yiğidim Aslanım
Yazarlar // 2 Nisan 2025 Çarşamba 12:57

Ragıp GÖKER

Sılanın ufak tefek yoları
Ağrıdan sızıdan tutmaz elleri
Tepeden tırnağa şiir gülleri
Yiğidim aslanım burada yatıyor


diye başlayan Zülfü Livaneli bestesi şarkının sözleri Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun şiirden alınmış.

Bugün doğup büyüdüğü Maçka'da toprağa verilen Volkan Konak, Zülfü Livaneli'den sonra o şarkıyı en iyi okuyan sanatçılardan biri olmuştu.

Ne büyük tesadüftür ki, Bedri Rahmi Eyüboğlu da, Nazım Hikmet için yazdığı dizelerden üretilmiş şarkıyı dillerimizde pelesenk eden Volkan Konak gibi Maçkalı'ydı.

Volkan Konak da, Bedri Rahmi de, doğru bildiğini söylemekten çekinmeyen yiğit adamlardı.

Her birinin toprağı bol, mekanları cennet olsun.

Ve fakat.

Evvel emirde, şarkının sözlerinden alınma Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun bu şiiri yazma nedenini bilmeden ve o konuda bir iki söz söylemeden edilecek hiç bir sözün önemli olmadığını düşünüyorum.

Bedri Rahmi, şiiri Bursa cezaevinde yatan yakın arkadaşı Nazım Hikmet için yazmış.

Şiirin yazıldığı yıllar 40'lı yılların sonuna denk gelir.

Ki;

O yıllar zor yıllar olarak bilinir.

Tıpkı, sonrasındaki  'cadı avını’ andıran 51 tevkifatı ve hatta daha sonraki 12 Mart ve 12 Eylül dönemleri gibi.

12 Eylül cuntacıları, sağcı - solcu ayırmadan birçok kişinin zindanlarda çile çekmelerine neden oldular ama Türkiye'de yaşam, solcu aydınlar için her dönemde daha zorlu geçti.

Şarkıya konu olan şirin atfedildiği Nazım Hikmet'in ''Ben içeri düştüğümden beri, güneşin etrafında on kere döndü dünya'' dizelerinde olduğu gibi birçok aydın, zindanlarda ömür tüketti.

Neden?

Neden olacak!

Daha güzel bir dünya hayal ettikleri ve bu düşüncelerini dile getirdikleri için elbette.

''Başın öne eğilmesin'' diyen Sabahattin Ali, sürekli cezaevine konulmaktan bıktığı için terk etmek zorunda kaldığı yurdundan kaçarken, kendisine refakat eden biri tarafından katledilmişti.

''Akşam erken iner maphusahneye'' dizelerinin şairi Ahmed Arif, o 51 tevkifatı sırasında gördüğü işkenceler nedeniyle kağıda dökmekten korktuğu şiirlerini, 28 yıl boyunca zihninde tutarak yaşamak zorunda kalmış.

Mahsus Mahal olarak bilinen Sansaryan Han'ın işkencehaneye dönüşen zindanlarını, Ruhi Su o şarkısıyla anlatmasaydı bize nereden bilecektik aydınlarımızın çektiği ıstırabı.

Ülkücülerin Mamak'ta, solcuların Metris'te yaşadıkları 12 Eylül dönemine ait anılar hala o dönemin çilesini çekenlerin hafızalarında tazeliğini koruyor olmalı.

Günümüzde gerek Mamak, gerekse Metris siyasi suçlular için ömür törpüsü olmaktan çıktı.

Çünkü şimdi tecrit merkezi gibi görev yapan F tipi cezaevleri var.

Ki;

En bilineni de ''Silivri'' diye tanımlanan Marmara Ceza ve İnfaz Kurumudur.

Silivri soğuk mu bilmem, ama o havayı en son soluyanlar İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarıyla onların tutukluğuna itiraz için sokaklara dökülen gençler oldu.

''Şeriatın kestiği parmak acımaz'' diye inanırız.

Yasalar karşısında boynumuz kıldan incedir yani.

Yeter ki adil yargılama olsun.

Devletin adalet anlayışını zedeleyecek uydurma davalar ve kanıtlanmayan suçlamalarla davalar açılmasın.

Ve fakat.

Düşüncesini yazıya döktüğü, şiir yazdığı ve hatta şiir okuduğu için kimse cezaevine atılmasın.

Geçmişte yaşanan acıları, üzerine sünger çekerek unutturamayız belki ama ikinci yüzyılındaki Türkiye'de bundan böyle farklı bir yaşam biçimi olduğuna inanan hiç kimse zindanlarda ömür tüketmek zorunda kalmasın.

Anayasamızın 2. maddesinde yazılı olduğu gibi insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşamayı istemek ütopik bir düşünce olmasa gerek.

Haksız mıyım?