istanbul sex shop casino siteleri istanbul evden eve nakliyat istanbul eşya depolama baker depolama
Türkiye Sandığa Gitti
Yazarlar // 8 Haziran 2015 Pazartesi 00:00

İsmail BAŞARAN

Siz bu yazıyı okurken Türkiye’de seçimler yapılmış ve yeni milletvekilleri belirlenmiş olacak.
Hangi partinin kaç milletvekili çıkardığı, hangi partinin barajı aştığını hangi partinin aşamadığını haberlerde okumuş olacaksınız.
Hangi partilerin barajı aşamamış olduğunun yanı sıra seçime giren hangi bağımsız ve siyasi partinin aldığı oylarla seçim sonuçlarını nasıl etkilediğini de bu sabahtan itibaren görecek ve “Tüh be” diyeceksiniz.
Bunları ben burada neden mi yazmıyorum?
Zaman meselesi, zaman…
Ancak yazmayacağımız anlamı da taşımasın elbette.
Sandıklarda mutlaka “kaydur kuydur” işlerin olduğunu da zaman içinde öğreneceksiniz.
Öğreneceksiniz de ne olacak?
Hiçbir şey değiştirmeyecek sonucu.
Hatırlayınız geçen seçimde bir sandık görevlisinin falanca partinin oylarını alın filanca partiye verdiği gerekçesiyle yargılandığını okudunuz.
Bu yargılama sonucu o görevlinin yargı tarafından cezaya çarptırıldığına ve bu cezanın onandığına da şahit oldunuz.
Görevli cezasını çekecek.
Peri ya o yanlışlık veya ona benzer yanlışlıklar sonucu değişen oy onarları?
“Nasıl olsa sonucu etki etmiyordu” mu diyeceğiz hep beraber?
Ben buradan sürekli yazıp duruyorum:
Seçim sonuçları sandığa atılan oylarla değil, sandıktan çıkan oylarla belli olur…
Ve işte kanıtı.
Yargı bile atılan oyların değil çıktığı söylenen oyların olduğunu kanıtladı ve cezalandırdı bunu yapanı.
Ancak bu söylem sonucuna yargı bile etki edemedi…
Şimdi çıkacak ve böyle bir durum bu seçimlerde yaşanmadı diyeceksiniz.
Hadi oradan be, kimi kandırıyorsunuz.
Seçim kurullarında bu kadar değişiklikleri kimse babasının hayrına yapmaz…

SAMSUNSPOR VE FİNAL
Final Maçı sonrası zaman darlığı yüzünden harıl hurul bir yazı yazdım, duygu yüklüydüm ben de.

O nedenle sanırım asıl yazmam gerekenleri değil de olmasını istediklerimi kaleme aldım.
Bugün Samsunspor’un şu final karşılaşmasını biraz daha irdelemek istiyorum.
Duygu yüklüydüm dedim, evet.
Çünkü Samsunspor’un bu finali kazanıp Süper Lig’e çıkmasını istiyordum gönülden.
Çünkü sadece Samsunspor değil, Samsun kendi de bir üst Lig’e çıkmış olacaktı.
Futbol ekonomisi işleyecek, ilin kalkınma ekonomisine katkı sağlayacaktı o sonuç.
Bunlar olmadı.
Yine hüsranları oynadık.
Neden?
Evet, Samsunspor neden kazanamadı bu karşılaşmayı?
Biz şehir olarak iki yıldır kapısından döndüğümüz Süper Lig’i gerçekten istiyor muyduk?
Önce bunu sorgulamalıyız.
Öncelikle bu il, bağımsız bir yönetim yapamadı kaç zamandır.
Yönetimler hep siyasi iktidara bağımlı kaldı.
O pencereden baktığımızda bu sonuçla Samsunspor’un değil Samsun siyasetinin sınıfta kaldığını açıklıkla söyleyebiliriz.
Kaç zamandır Samsunspor yönetimini Samsun’da hep siyasi iktidar organize etti.
Taraftar ve üyeler Samsunspor’a bu anlamda sahip çıkmadı.
Kimse kızmasın ancak kongrelerin kaç kişiyle yapıldığına baktığınızda hangi ölçüde bu kulübe ve takıma sahip çıkılıp çıkılmadığını görürsünüz sanırım.
İyi ve yerinde transferlerin yapılmadı, hatalı transferler sonucu kulüp borç batağına saplandı ve bu nedenle ekonomisi olmayan Samsunspor birkaç kişiye el açmak zorunda bırakıldığı, sadece gün kurtarılmak istendi.
Borç batağındaki Samsunspor siyasetin oyuncağı haline getirildi.
Bu siyaset final karşılaşmasının yerini bile belirledi ve en olmaması gereken yere aldı.
Başka stat mı yoktu bu karşılaşmayı oynatacak?
Ve karşılaşma.
Samsunspor, taraftarının dışında bu karşılaşmayı kazanmak için ne yaptı?
Kartonlarla yapılacak gösteri engellendi, yanıcı madde diye kartonlar stada sokulmadı ancak ne hikmetse yakıcı maddeler stattaydı.
Karşılaşmanın başlamasıyla birlikte Samsunspor kalesinin arkasındaki tribünden atılan patlayıcı maddelerin ateşleri ve dumanına hakem Halis Özkahya oyunu durdurma bile durdurmadı. Ben tribünden duman yüzünden oyunu göremezken Samsunspor kalecisi Soner’in hangi psikoloji içine girdiğini düşünmedi bile.
Son zamanlardaki en rezil yönetimi İstanbul Başakşehir Stadı’nda gördüm ben.
Samsunspor’un savunma adamlarının nasıl olduğunu tüm Türkiye gördü, acemiler mangası gibiydiler.
Ne savunmada bir varlık gösterebildiler, ne de atakta arkadaşlarına yerinde topu iyi kullanamadıkları için yardım edemediler.
Orta saha sapır sapır döküldü, en iyi adam Taha gereksiz bir şekilde kırmızı kart görüp takımını eksik bıraktı, tam da rakibin eksik oynadığı zamanda.
Samsunspor’un 2 – 2 beraberliği yakaladığı zaman Erhan Altın’ın kenardan yaptığı hareketleri görünce küçük dilimi yutacaktım.
Futbolcularına ileri çıkmamaları için talimatlar veriyordu.
Oysa rakip tam dağılmak üzereydi.
Karşılaşmanın adamı olan MBilla da öyle bir kırmızı kart gördü ki, defalarca izlese pozisyonu neden bunu yaptığını bir türlü kendisine bile açıklayamaz.
Dedim ya yerinde transferler yapamadık.
Penaltılara kalınca durum, seçilen futbolcular arasında iki yan beki görünce şok oldum…
Kısacası Samsunspor bu finalde oynamayı hak etti ancak final karşılaşmasını kazanmak için ne taktik ne teknik olarak organize olamadı.
Gelelim şimdi yapılması gerekenlere:
Önümüzdeki sezon yapılanmasına bu günden tezi yok önce takımı ve kulübü sırtlayacak yeni bir istekli yönetimle gidilmelidir.
Tüm il pamuk ellerini cebe atmalıdır.
Alacakları olduğunu söyleyen iş adamları, hesapsızca yaptıkları harcamalar sonucu borç batağına sapladıkları kulüpten ellerini ayaklarını çekmeli ve hesapsızlıklarının faturasını kulübe ödetmemelidir.
Yeni yönetim yeni transferlerle yola çıkmalıdır. Çünkü eldeki futbolcuların büyük bölümüyle bu işin gerçekleştirilemediği görülmüştür.
Yaşlanan Samsunspor’a genç takviyeler yapılmalı ve artık bazı futbolcular ya bu işi veya Samsunspor’u bırakmalıdır.
Biliyorum çok eleştirileceğim, ancak Samsunspor’un geleceği için bunları yazmak zorundaydım ve yazdım…
Bir kusur ettiysem affola…

GÜNÜN SÖZÜ
Çözümün bir parçası değilsen, sorunun bir parçasısındır…