“Yeni Türk Edebiyatı Antolojisi II, sh. 19-20’de Ziya Paşa böyle tanıtılıyor:
Ziya Paşa, (d. 1825, İstanbul - ö. 17 Mayıs 1880, Adana) Türk yazar, şair ve devlet adamı. Asıl ismi "Abdülhamid Ziyaeddin" dir.
19. yüzyılda Osmanlı Devleti’nin en önemli devlet adamlarından birisidir ve en çok eser veren Tanzimat çağı yazarlarındandır.
Şinasi ve Namık Kemal ile birlikte “batılılaşma” kavramını ilk defa ortaya atan Osmanlı aydınları arasında yer alır.
Sultan Abdülaziz döneminde Avrupa'ya kaçarak Genç Osmanlılar arasına katılmış ve gazete çıkararak devrin hükümeti ile mücadele etmiştir; yurda dönüşünde çeşitli valiliklerde bulunmuş ve son görev yeri olan Adana'da hayatını yitirimiştir.
"Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz / Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde" ve "Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir / Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir" gibi kimi beyitleri darb-ı mesel olmuştur” diye tanımlanıyor Ziya Paşa.
İşte bu Ziya Paşa TERKİB-İ BEND isimli eserinde bakın neler diyor.
(Osmanlıca bugün çoğu insan tarafından bilinmediği ve de bu nedenle vatandaşın kökleriyle ilişkisi kesildiği iddialarından yola çıkıp Türkçesini de yazalım dedik.)
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları’ndan çıkan TERKİB-İ BEND’te bakın neler diyor Ziya Paşa.
Her şahsı harîm-i Hakk’a mahrem mi sanırsın?
Her tâc giyen çulsuzu Edhem mi sanırsın?
Her dokunulmazlığı olanı Allah'a yakın mı sanıyorsun?
Her taç giyen çulsuzu Edhem mi sanıyorsun?
(Edhem: Tacını tahtını bırakıp evliyadan olan Belh şehri şehzadesi)
Dehri arasan binde bir âdem bulamazsın,
Âdem görünen harları âdem mi sanırsın?
Dünyayı arasan binde bir insan bulamazsın,
İnsan görünümündeki eşekleri insan mı sanıyorsun?
Çok mukbili gördüm ki güler, içi kan ağlar,
Handân görünen herkesi hurrem mi sanırsın?
Çok mübârek insan gördüm ki güler, içi kan ağlar,
Güler görünen herkesi mutlu mu sanıyorsun?
Bil illeti, kıl sonra müdâvâta tasaddî,
Her merhemi her yâreye merhem mi sanırsın?
Önce hastalığın ne olduğunu bil, sonra tedaviye başla,
Her merhemi her yaraya merhem olur mu sanıyorsun?
Kibre ne sebeb? Yoksa vezîrim diye gerçek,
Sen kendini düstûr-ı mükerrem mi sanırsın?
Kibire ne gerek var? Yoksa vezirim diye gerçekten
Sen kendini nizamın sahibi mi sanıyorsun?
Ey müftehir-i devlet-i yek-rûze-i dünyâ,
Dünyâ sana mahsûs u müsellem mi sanırsın?
Ey dünyanın geçici nimet ve devletiyle iftihâr eden,
Dünyanın sana ayrılmış olduğunu ve teslim edildiğini mi sanıyorsun?
Hâlî ne zaman kaldı cihân ehl-i tama’dan,
Sen zâtını bu âleme elzem mi sanırsın?
Bu dünya ne zaman açgözlülerden yoksun kaldı,
Sen kendini bu dünyaya çok gerekl mi sanıyorsun?
En ummadığın keşf eder esrâr-ı derûnun,
Sen herkesi kör, âlemi sersem mi sanırsın?
En ummadığın senin içyüzünü keşfeder,
Sen herkesi kör, halkı sersem mi sanıyorsun?
Bir gün gelecek sen de perîşân olacaksın,
Ey gonca bu cem’iyyeti her-dem mi sanırsın?
Bir gün gelecek sen de perişan olacaksın,
Ey gonca bu topluluk hep böyle (yanında) olacak mı sanıyorsun?
Nâ-merd olayım çarha eğer minnet edersem,
Cevrinle senin ben keder etsem mi sanırsın?
Korkak olayım eğer bu çarka (döngüye) minnet edersem,
Senin zulmünden kederlendiğimi mi sanıyorsun?
Allah’a tevekkül edenin yâveri Hak’dır,
Nâ-şâd gönül bir gün olur şâd olacakdır.
Allah'a güvenenin yardımcısı Allah'tır,
Hüzünlü olan gönül bir gün gelecek bahtiyâr (mutlu) olacaktır.
Yazarın Notu: Osmanlıcayı bugünlerde gündeme getirip okullarda ders olarak okutulmasını isteyenler. Gelin vazgeçin. İsteyen okusun istemeyen okumasın. Yok eğer mecbur tutar da herkese öğretirseniz kütüphaneleri elden geçirmeniz gerekir. Yoksa Ziya Paşa gibi dönemin yazarlarının yazdıklarıyla çok karşılaşın bu millet…
BAŞARI ÜNİVERSİTESİ VE BİR ARSA
Samsun’da iki üniversite var.
Bunlardan birisi devlet diğeri ise vakıf üniversitesi…
Ben burada vakıf üniversitesinin nasıl ve hangi şartlarda kimlerin ön ayak o5lması ve arsa temini ve de hangi belediyelerin yetkilerini kullanarak kurulduğunu yinelemeyeceğim.
Amacım bu üniversitenin toprak bütünlüğünü irdelemek.
Çünkü son zamanlarda bu üniversitenin toprak bütünlüğüyle ilgili spekülasyonlar yapılıp duruyor.
Neymiş efendim; Üniversitenin yanındaki bir arsa vatandaşa aitmiş de bu arsaya o nedenle üniversiteyle ilgili inşaat izni verilmemiş.
Oysa iddialar değişik.
Arsanın üniversitenin tapulu malı olduğu söyleniyor.
Bu konudaki açıklamayı Canik Belediye Başkanı Osman Genç galiba yapar.
Çünkü konu direkt Canik Belediyesini ilgilendiriyor.
Osman Genç de doğru olanı söylemekten bugüne kadar çekinmemiş bundan sonra da çekineceğini sanmadığım bir yöneticidir.
GÜNÜN SÖZÜ
İnsanlar çok değişti; dikkat etmek lazım. Biriyle el sıkıştıktan sonra, beşi de yerinde mi diye parmaklarını saymak zorundasın. Tolstoy