istanbul sex shop casino siteleri istanbul evden eve nakliyat istanbul eşya depolama baker depolama
Muhteşem Yüzyıl
Yazarlar // 9 Mayıs 2016 Pazartesi 00:00

Ragıp GÖKER

Star Televizyonunun ‘Muhteşem Yüzyıl’ adlı dizi serilerini ilgiyle izliyorum.
Kanuni Sultan Süleyman ve Karısı Hürrem Sultanın hayatın anlatan ilk Muhteşem Yüzyılda, Hürrem Sultan’ın çocuklarını korumak için yaptığı mücadeleden Şehzade Mustafa’nın bizzat Babası Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle boğdurularak galip çıkması durumu çok kişi tarafından, Türk tarihinin değiştiği an olarak kabul ediliyor.
Osmanlı hareminde kadınların iktidar savaşı yaptıkları bilinir.
Bir önceki seride Hürrem Sultanın hayatını ezberlemiştik.
İkinci seri de bir başka güçlü kadın olan Kösem Sultan’ın saraydaki iktidar mücadelesini anlatıyor.
Televizyon ekranlarında anlatılan sonuçta bir film öyküsüdür ama o öykünün satır aralarında, tarihte yaşanan bazı talihsiz olayların hatırlatıldığını da yok sayamayız.
Dizideki öyküde anlatıldığı gibi Sultan Ahmet, Babaannesi Safiye Sultan ile Karısı Kösem Sultanın saray içindeki iktidar mücadelesine kurban mı gitti bilinmiyor çünkü tarih, Sultan Ahmet’in yakalandığı tifüs hastalığına yenik düşerek 27 yaşında öldüğünü yazıyor.
Öğretmenim Erol Yükselen’in üzerimizdeki olumlu etkisi nedeniyle mi bilmiyorum ama öğrenci iken tarih dersini çok sevmiştim.
O nedenle belki tarihi romanların yanı sıra, tarihi konuların işlendiği film ve diziler çok ilgimi çeker.
Diriliş Ertuğrul dizisini de, Muhteşem Yüzyıl serilerini de ilgiyle takip ediyorum.
Tarihin tekerrürden ibaret olduğu söylenir ama ibret alınsa tekerrür etmeyeceğini söyleyenlerin sayısı da az değildir.
Geleceğimizi şekillendirmek için tarihten ders almamız gerekiyor.
Safiye Sultan’ın anlattıkları ne kadar doğru bilmiyorum ama oğlu 3. Mehmet’in tahta çıktığı gün, sarayın arka bahçesinden, 3. Mehmet’in iki oğlu dışında herkesi öldürmesi nedeniyle, 27 tabutun çıkarıldığı söylenir.
Padişah çocukları arasında ölüm kokusu en yaygın duygu olsa gerek.
Sultan Ahmet’in kardeşi Şehzade Mustafa mesela, ‘Sultan Ağabeyi cellâtları ne zaman gönderecek’ diye beklemiş.
Belki de sırf bu sebepten, zavallı şehzade aklını yitirmiş.
Ölüm korusuyla yaşamanın ne kadar zor olduğunu 12 Eylül öncesi sokak çatışmalarının ortasında kalan bizim kuşak çok iyi bilir.
Suriye ve Irak’taki iç savaştan kaçarak, ülkemize sığınanlara bu yüzden kızamıyorum.
Her gün ölüm kokusuyla yaşayan birinin sağlıklı kararlar alması da beklenemez.
Sultan Ahmet’in ölümünden sonra tahta çıkan 1 Mustafa, 96 gün sonra kendi isteğiyle, tahtan çekilmiş.
1. Mustafa, Genç Osman’ın öldürülmesiyle bir kez daha tahta çıkacaktır ama akli dengesi yerinde olmadığı için bir kez daha tahtan feragat edecektir.
Bir iki istisna dışında Osmanlı’da devlet yönetimi babadan oğula geçmiştir.
Yetki tek kişinin elinde olduğu için kararlar asla tartışılamıyor.
Padişahın kararına karşı çıkan, kendi şehzadesi bile olsa hemen idam ediliyor.
Bazı kişiler bu dizilerin yasaklanmasını istiyor ama diziler, tarihte yaşananları görmek, bugün doğru karar almamız ve doğru düşünebilmemiz için bize yardımcı oluyor aslında.
‘Muhteşem Yüzyıl’ serileri, yetkinin babadan oğla geçtiği ve yetkinin tek kişi üzerinde toplandığı yönetim biçimiyle, yetkinin halkın kararıyla verilip, yine halkın kararıyla geri alındığı demokrasi arasındaki farkı göstermesi bakımından önemli bir işlevi üstleniyor.