Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, hay anasını be.. Ağzımız alışmış öyle diyoruz, elimiz alışmış öyle yazıyoruz.
Gelin gerçeğini ve doğrusunu yazalım ve de söyleyelim.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çevresinin nasıl kuşatıldığını hem yanındakiler hem de kendileri görmektedir.
Bunu yazabilen de vardır, yazamayan da.
Beni ise istediğiniz safa soyabilirsiniz.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugün yaşadıklarını geçen günlerde yaşayanlar da vardı.
Bunlardan bir tanesi de dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’di.
Kendisi “Cemal Ağa” lakabıyla anılırdı ve böyle anılmayı da severdi…
Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel yaptığı bir ziyaretten sonra CHP Genel Merkez binasından çıkıyordu.
Cumhurbaşkanını görmek için parti binasının karşısındaki duvarda bekleyen köylü vatandaşlar, Gürsel'i görünce birden alkışlamaya başladılar.
Bu arada köylülerden biri, heyecanına yenilerek başladı yüksek sesle bağırmaya:
"Yaşşşaaa aslanların aslanı, paşaların paşası, babaların babası, Büyük Reisicumhurumuz, Sayın Gürsel Paşamız, Generalimiz, Kumandanımız, babamız bin yaşşaaaa... Bravoooooooo!"
Gürsel, gözlerini hafifçe kısarak sesin geldiği tarafa baktı.
Sonra da yanındaki gazeteciye dönerek fısıldadı:
"Amma da palavra sıkıyor, değil mi?"
DÜĞÜNLERDEKİ AJANLAR
Düğünlerde magandaların zaman zaman geri dönüşü olmayan olumsuzluklara yol açtıklarını bilmeyen yoktur.
Bu olumsuzlukları önlemek amacıyla artık ajan polisler düğünlere gitmeye başladı.
Bu uygulamayı başlatandan Allah Razı olsun.
Olsun da bu magandaların sadece Samsun merkezde olmadığını bilmem anlatmak gerekir mi…
Asıl sorun kırsalda.
Özellikle kırsalda tetiğe basmak daha kolay oluyor sanırım.
Sonrasında topla kovanları yerlerine bırak kurusıkı kovanlarını…
Sanırım bunun da önüne geçilir artık…
KİMİ HIRSIZ, KİMİ SOYSUZ..
Neyzen Tevfik (1879 -1953), tarihleri arasında yaşamış ve aslında ney üstadıdır.
Ama şiire de merak salmıştır.
Dili de oldukça sivri ve keskin olduğundan, hicivleri nedeniyle devletin baskısından dolayı Mısır'a kaçmıştır.
Aşağıdaki dizeler ona aittir:
"Her kime sordumsa seni etmedi doğru tarif
Kimi hırsız, kimi soysuz, kimi deyyus dediler
İnanmadım sordum da Meclis-i Mebusana
Bizdeki kayıtlara göre gene mebus dediler."
MİLLETE EŞEK DİYEN…
Bir gün; Kamil Paşa, yapılan bir şikâyet üzerine, Şair Eşref’i vilayet makamına davet etmişti. Davete icabet eden Eşref, vilayete geldiği zaman, kendisine valinin encümende olduğunu ve biraz beklemesi icap ettiğini söylediler.
Valiyi bekleyen şair, bir ara konuşulanları dinlemeye çalıştı. O esnada; valinin, münakaşa edilen bir mesele hakkında "O kadar incelemeyin, millet eşektir, anlamaz" dediğini duydu. Bu sözlerden fena halde üzülen şair, cebinden çıkardığı bir kâğıda şu kıtayı yazdı ve oradaki odacıya, valiye verilmek üzere bıraktı, sonra da çıkıp gitti...
“Ehli mezhepten biri millete eşek dese
Reddolunmaz sözü ama eşşoğlu can sıkar
Millete eşek diyen eşek herif bilmez mi ki
Sadrazamlar da, valiler de milletten çıkar.
GÜNÜN FIKRASI
Kadının biri kumsalda yürürken ayağı eski bir lambaya takılmış, kadın lambayı kumların içinden çıkarmış, ovalamış.
Lambadan cin çıkmış ve sadece bir dilek hakkın var, iyi düşün öyle dile demiş.
Kadın hiç tereddüt etmeden, cebinden bir harita çıkararak ‘Orta Doğu´da barış istiyorum. Bu haritadaki ülkeleri görüyor musun? Bu ülkelerin birbiriyle savaşmayı bırakmasını, barışın tesis edilmesini diliyorum’ deyivermiş.
Cin haritaya bakmış ve dehşetle ‘Tanrı aşkına Kadın! Bu ülkeler binlerce yıldır savaşıyorlar. Tamam, işimde iyiyim ama o kadar da değil! Bunun yapılabileceğini sanmıyorum. Başka bir dilekte bulun’ diye bağırmış.
Kadın birkaç dakika düşünmüş ve ‘hayatım boyunca doğru erkeği bulamadım bilirsin; hem düşünceli, hem karizmatik, hem eğlenceli biri, sevecen, ilgili, sürekli futbol izlemeyecek ve ömür boyu sadık olacak erkek diliyorum’ demiş.
Cin derin bir iç çekmiş:
Uzat şu kahrolası haritayı!!!
GÜNÜN SÖZÜ
Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğrendik. Fakat bu arada çok basit bir sanatı unuttuk: İnsan gibi yaşamayı… Martin Luther
DUVAR YAZISI
Karganın inadı kartal olmaya yetmez.