Emrullah Efendi’nin dediği gibi, şu okullar olmasa milli eğitim ne güzel idare edilirdi.
Eğitim sistemimiz yazboz tahtası gibi, her yıl yeni bir sistemi deniyoruz. Özellikle partizanca yapılan atamalar nedeniyle bizim milli eğitimde son 50 yıldır bir türlü istikrar sağlanamadı.
Sistem öyle bir hale geldi ki, iktidarı da, muhalefeti de herkes sistemden şikayet eder hale geldi.
Siyasi anlayışım gereği sendikal sistemden şikayet edemem.
Ve fakat
Sendikalaşma milli eğitime ve öğretmenlere yaramamış gibi görünüyor. Eğitim üzerine titrememiz gereken bir kurumdur.
Eğitimimizi dünyevi hırslarımıza kurban etmemeliyiz.
Neticede gençlerimizin geleceği söz konusudur.
Ama gel gör ki sistem farklı işliyor.
Liyakate bakılmıyor artık.
Atamalar, ‘’Bizim sendikadan mısın, ya da değil misin’’ durumuna göre yapılıyor maalesef.
Hal böyle olunca da Samsun, eğitimde başarı sıralamasında 50. sıralara geriliyor.
Konu Pazar Günü Hedef HALK’ta da ‘EĞİTİMDE KARA TABLO’ diye manşet olmuş.
Haberi okuduğumda, 4 sendikanın da sistemden şöyle veya böyle şikayetçi olduğunu gördüm.
Zaten bilinen bir durum olduğu için, şaşırmamak gerektiği söylenebilir. Olsun.
Konunun üzerine ısrarla gidilmeli.
Yanlışın neresinden dönülürse dönülsün, bu bizim kazancımız olur.
Milli Eğitimi idare etmek her dönem için zor olmuştur.
Osmanlı’nın son dönemlerinde Maarif Nazırlığı (Milli Eğitim Bakanlığı) yapmış Emrullah Efendi ‘’Şu okullar olmasa Milli Eğitimi ne güzel idare ederdim’’ demesinin üzerinden yaklaşık bir asır geçmiş ama hiç bi şey değişmemiş gibi görünüyor.
Köy Enstitülerinin kurucusu Hasan Ali Yücel’in Milli Eğitim Bakanı olduğu dönem Milli Eğitimimiz için en parlak dönem sayılır.
Ama Köy Enstitülerin ömrü uzun olmadı maalesef.
İktidarlar kendi meşrebine uygun eğitimci yetiştirme hevesinden hiçbir dönem vazgeçmediler.
Bir dönem, hızlandırılmış eğitimle iki ayda öğretmen yetiştireceğimize bile inandık.
Milli Eğitimdeki kadrolaşma, geçmişte siyasi iktidarların dünya görüşüne göre şekilleniyordu, şimdilerde ise hangi sendikaya üye olduğuna göre yapılıyor. İstisnalar da vardır mutlaka ama
Eğitim Bir Sen’e üye olmayan bir öğretmenin, çok yetenekli olsa da, bir okula yönetici olma şansı bile yoktur.
Sendikadan itiraz geleceğini biliyorum ama atamalarda liyakate bakıldığına beni kimse inandıramaz.
Kendilerinin de inandığını sanmam.
Durum bir öç alma kültürüne dönüşmüş gibi görünüyor.
Yapboz tahtasına dönüşen eğitim sistemimizde gelinen nokta maalesef, iyi öğrenci yetiştirmekten çıkıp, ‘milli eğitimi bizim adamlarımız yönetsin’ anlayışına doğru evirilmiştir.
Hal böyle olunca üniversitelerimize de temel eğitimini tam alamamış çocukları göndermek durumunda kalıyoruz.
Sonra da ‘’Üniversitelerimiz, neden Harvard’la, Cambridge’le yarışamıyor’’ diye dizlerimizi dövüyoruz.